h 'YAŞADIĞIMIZI' UNUTMAYALIM | Heykadın
 

‘YAŞADIĞIMIZI’ UNUTMAYALIM

Paylaş
 

 

 ‘Umutlu olmak lazım’ diye başlayan cümleleri çoğumuz duymuşuzdur. İşte o cümleler nasıl da heyecanla bir sonraki cümleyi merak ediyor değil mi? Tıpkı ‘yeni güne merhaba’ diyeceğimiz güneşin yavaş yavaş gökyüzünü aydınlatmaya başladığı, karanlığın yerini yavaş yavaş aydınlığın almaya başladığı o anlar gibi…

‘Gelen gün acaba içinde neleri gizliyor?’ sorusundan çok, ‘yine yeni bir gün ve ben bu güzelliğe şahit oluyorum, şükürler olsun’ cümlesini kurabiliyorsak ne mutlu bize.

‘Herkes bakar ama görmeyi beceremez’ misali bakarken görmeyi de unutmamalıyız. Her fırsatta yaşamalı ve bu güzellikleri çoğaltmalıyız.

Sabahın erken saatinde ötmeye başlayan kuşların sesinin duymak ve bu güzelliği yüreğimizde hissetmek ne kadar güzel. Karanlığın kendini aydınlığa bıraktığı o anlarda yayılan kuş sesleri sizce neden tam güneş aydınlanmaya başlayınca yükselmeye başlar ki?

Çünkü, her canlının beklediği bir yarını var ve yarınlarına yaklaşmak için, içinde bulunduğu varsa eğer karanlıkları aydınlanmaya başlıyor. O ses, insanın yüreğinde bir sevgi pırıltısı bırakıyor. Sonrasında gülümseyerek, dalıp gidiyor her güzel umut gibi tüm masumiyetinde. Tüm kötülükler, kötü duygular akıyor yürekten ve sonra kendini sabah aydınlığına bırakıyor. Tıpkı bir kuşun hayata ‘ben de varım’ dercesine her ötüşüyle sarılması gibi; ‘günaydın yenigün’ diyebimesi gibi büyük bir marifet bu.

İnsanlar da her yeni bir güne, işte böyle yeni günaydınlarla ulanıyor ve ‘merhaba’ diyor. Sizce gülümseyerek ‘merhaba yenigün’ demekle umudun elini sımsıkı sarmış  olmuyor muyuz? O halde ilk iş, önce yaşadığımızı unutmamak olsun. Halen nefes aldığımızı hatırlayalım; görebildiğimizi, konuşabildiğimizi, hissedebildiğimizi ve yürüyebildiğimizi bir kez daha yüreğimize üfleyelim.

Uzun uzun düşüncelere dalmadan, sonrasını çok fazla düşünmeden yol almayı becerebilmeliyiz. Zor ollsa da hayatla dalga geçebilmeyiz. Kimilerine göre uzun ama kısacık olan şu hayatımıza daha çok renk katmalıyız. Evet, griler yok değil ama ne olur bu grilikte uzun uzun kalmayalım. Sarı, yeşil, turuncu, mavi renkleri de hissedelim yüreğimizde. İzin vermeyelim sizi tutsaklıklara atmasını hiçbir şeyin. Severek dokunup, hissedelim ve bütün bu güzel duyguları büyütelim. Bu duygular çoğalsın, büyüsün, yayılsın.

Çünkü hepimizin nefes alması için her daim buna ihtiyacı var.

 

Severek Ölelim

Hamit ETEEVRANS 

Yayın Yönetmeni

 

www.heykadin.com.tr

www.hamiteteevrans.com

facebook.com/HamitEteevrans

twitter.com/HamitEteevrans

Close
HEYKADIN SOSYAL MEDYADA
Aşağıdaki sosyal medya ağlarından Heykadın'ı takip edebilirsiniz.
Social PopUP by SumoMe