h TÜRK KADINI BU OLMAMALI | Heykadın
 

TÜRK KADINI BU OLMAMALI

Paylaş
 

Kadın Hastalıkları ve Doğum hekimi, mesleğimde Profesör olmam, kadar İstanbul AREL Üniversitesi’nde 2500 öğrencisi olan ders ücretli olarak gelen hocalarla birlikte 60 civarında öğretim üyesi (Yrd. Doç. Dr. Doç. Dr. Profesör) bulunan Sağlık Bilimleri Yüksek Okulu’nun başında olmam tabii ki beni mutlu ediyor. Bu güne kadar bulunduğun mesleki ve bütün idari görevlerimi her zaman laiki ile yapmaya çalıştım. Adaletli oldum. Mesleğime sonsuz saygı duydum ve duyuyorum.

Hangi konuda olursa olsun benden yardım talebinde bulunanların karşısında hep empati kurdum. Sekiz bin civarında olan doğurttuğum bebek sayısı bana hep tebessüm ettiriyor. Zaman zaman bu çocukların hepsi bir ilçede yaşasa hiç düşünmüyorum ama belediye başkanlığına bağımsız aday bile olsam herhalde oy sandıklarından tulum çıkarırım(!) diye düşünüyorum. Ama Ülkemizde biliyorum bu satırları okuyan her biriniz sanki bana bunun garantisi yok hoca diyorsunuz(!) Doğurttuğum bebeklerin gece yarısı geç saatlerde dahi telefon ederek ‘’hocam bu gün benim doğum günüm, beni doğuttuğunuz için teşekkür ederim’’ demeleri beni çok mutlu ediyor.

Burada yazıp zikretsem mi? bilmiyorum ama meslekteki hizmet yıllarımı gizleyemem, yaşımın ortaya çıkmaması için, ama bu nafile. Zira adıma düzenlediğim internet sahifemde bütün biyografik bilgilerim mevcut zaten. Ama bir gerçeği yazmam benim mutluluk kaynağım mı? olsun yoksa üzüntü kaynağım mı yaşım gereğince. Bilmiyorum.

İtiraf ediyorum doğurttuklarımı doğurtuyorum !!!!. Onlar da ilkokul çağlarına gelmiştir herhalde. Tatlı ama buruk bir gerçek, gencim, kendimi çok genç hissediyorum ve bu duygularla avunmuyor, yaşıyorum.

Dünyada her meslek sahibi mesleki hatıralarını yazabilir ve yazmalıdır da. Gelen nesle örnek olması bir hizmettir. Ancak bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ile Psikiyatri uzmanlarının hatıralarını yazmaları etik değildir. Asla yazmamaları gerekir diye düşünüyorum.

Zikredeceğim olay beni çok üzdü. Memleketimin insanı bu. Türk kadını bu!!!. Hayır kabul etmiyorum. Türk kadını bu olmamalı. Alınacak ders olduğuna inanıyorum, onun için yazıyorum. Güzel ülkemin, Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu fazilet dolu Cumhuriyetimizin bu konuları bu asırda çoktan halletmeliydi diye düşünüyor ve onun için yazıyorum.

İki gün önce idi. Hastanede son hastama bakmış çıkmaya hazırlanıyordum. Kapım hafif aralıktı. Kapım önünde asistanım Fafi ile bir bayanın konuşmasına kulak misafiri oldum istemeden. Izdırap çeken bir hanım ‘’sabahtan beri ağrı çekiyorum. Muayene fişi aldığım doktor ameliyatta imiş, ızdırabım çok bekleyemeyeceğim, acaba hoca bana bakmaz mı?’’diye asistanımdan rica da bulunuyordu. Asistanın tabii ki bakar. Bakar ama hocanın muaye ücreti farklı. Sizin fişiniz kaç paralık diye soruyordu. Hanımefendi ağlamaklı bir sesle 75 liralık dedi. Asistanım Hocanın muayenesi 400 TL. değince, o ağlamaklı ses gitti, isyan ve birazda öfke dolu olan tonda ‘’kalsın, kalsın ben bu ağrıyı çekerim dedi ve kapının önünden uzaklaşmaya başladı. Hızla odadan çıktım, rica ile hanımı davet ettim. Geldi. Muayene ettim. O da beni kırmadı. Para ödetmedim. Ödediği 75 liralık fişi de iade ettirdim. Ama hanım beni dinlemiyordu bile. Kapıdan çıkarken:
‘’Kalsın Hocam Kalsın, ben bu ağrıyı çekerim’’ diye diye gitti.

 

Kalın sağlıcakla…

Prof. Dr. Rehat Faikoğlu

www.heykadin.com.tr

Close
HEYKADIN SOSYAL MEDYADA
Aşağıdaki sosyal medya ağlarından Heykadın'ı takip edebilirsiniz.
Social PopUP by SumoMe