h Tuğba Özay HEP AYNI HATAYI YAPTIM | Heykadın
 

Tuğba Özay – HEP AYNI HATAYI YAPTIM

Paylaş
 

Hayatım boyunca cicili bicili sözler duymaya ihtiyacım olmadı. Çünkü hayatım boyunca binlerce insandan binlerce cicili bicili sözler duydum. Bazıları ne kadar içten ne kadar dürüstçeydiyse birçokları sahte, yalan, çıkar için söylenen sözlerdi.

Annem bana küçüklüğümde bir konuda çok kızardı. Kimi görsem, kimi tanısam, hep o kişi hakkında, “Anneciğim o çok iyi bir insan” derdim. Kimse kötü değildi benim için… Herkes iyiydi…

Babam bir gün bana bir kitap hediye etmişti. “İnsanları Seveceksin” adlı bir kitap… Ve babam her zaman insanları sevmem konusunda söylemlerde bulunurdu. Kafam karışıyordu haliyle… Bir yandan herkese çok iyi insan dediğim için kızan annem, diğer bir yandan insanları seveceksin diyen babam arasında sıkışıp kalıyordum. Kötülük görsem de iyiydi herkes…

Çok zaman sonra anlamaya başladım aslında ikisinin de ne demek istediğini… Evet, insanları sevmeli, anlamalı, anlamaya çalışmalı ama öte yandan da kendimi sürekli bir kalkanla korumalıydım. Çünkü insan tehlikeli bir yaratıktı. Canlılar arasındaki en tehlikeli türdü insan…

Bebekliğimden beri hayvanları çok sevdim. Çiçekleri, ağaçları, denizi… İnsandan başka hiçbir diğer canlıdan zarar görmedim. Beslediğim, annelik ettiğim tüm hayvanlar bana hep çok iyi davrandı. Köpeklerim beni korudu, ben yanlarından gidince, yemeden içmeden kesildi, evine kapandı, kulübesinden çıkmadı, küstü… Ben tekrar döndüğümde havada parendeler atarak karşıladılar beni, kendilerini sevdirmek için o kuyruklarını bir sağa bir sola hızlıca çevirmeleri sevinçlerinin, mutluluklarının göstergesi oldu daima…

Kedilerim keza benzer tepkileri verdiler hep… Çiçekler, ağaçlar onları suladıkça, sevgiyle korudukça filizlendiler, köklendiler, dallanıp budaklanıp meyveler verdiler… Balıklarım bile anladı benim içimdeki sevgiyi…

Her canlı anladı da bir tek İnsan anlamadı hiçbir şeyi! Ne sevmeyi ne sevilmeyi… Ne dostluğun hakkını verebildi ne sevdanın… İnsan sanki şeytanın yeryüzündeki temsilcisiydi. İnsan dedikoduyu severdi. Yalanı, iftirayı, kara çalmayı, para çalmayı, kalpte yeşeren sevgiyi çalmayı, güzel düşünceleri çalmayı… Sömürmeyi, katletmeyi, yok etmeyi… Dostluğu yitirmeyi, hayatları bitirmeyi… İnsandan başkası değildi tüm bu kötülükleri yapan! Gerçekten nasıl bir yaratıktı insan…

Dante gibi ortasına gelmişken ömrümün neden şimdi anlıyordum Annemin sözlerini… Hâlbuki evet çocukluğumda başlamıştım tüm kötülükleri görmeyi… Sanırım kabullenmemiştim düşünen bir beyine sevebilen bir yüreğe sahip olan insanın bu denli şeytansı olabileceğini… Ve ne kadar acı çektiysek tecrübe dedik adına… Esasında “tecrübe” masumiyetin bozulmasıydı oysa… Hangi ideoloji olursa olsun, hangi inanç, hangi renk, hangi dil olursa olsun iki çeşit insan vardı. İyiler ve kötüler… Yani biri herhangi bir ideolojiden, felsefeden, renkten, dilden diye çok iyi insan demek değildi… Ya da tam tersi kötü değildi elbet…

Babam halen daha şunu der bana sohbetlerimizde; insan olmak iki kol, iki bacağa sahip olmak değildir. İnsan olmak yürek ve beyin işidir. 6 milyarlık dünya nüfusunda her bireyde varmış gibi görünüp de yazık ki olmayan…

Okuduğum kitaplar, izlediğim filmler ya da belgeseller tarih boyu insanın her şeyi ne denli katlettiğini öğretti. Tüm bunlara karşılık içimdeki umuttu, aslında insancıl düşüncelerimi ayakta tutan! Ve yaşama olan bağlılığımdı…

Çok erken yaşlardan itibaren çok sevdiğim insanları kaybetmem ve onların bir daha geri gelmemesiydi belki de… Bir kez yaşama şansımız olduğunun bilincinde bir birey olarak her şeye rağmen sıkı sıkıya bağlı olmalıydım sevgiye, güvenmeye, insani duygu ve düşüncelere…

Çünkü tüm bu değerler ölürse içimde yaşayan bir ölü olacaktım… Tıpkı şu an da yaşadığını sanan sevgiden, bilgiden, inançtan, cesaretten, yürekten yoksun binlerce ölü gibi …

İnadına sevgiyle…

 

Sevgilerimle

Tuğba Özay / www.heykadin.com.tr

Close
HEYKADIN SOSYAL MEDYADA
Aşağıdaki sosyal medya ağlarından Heykadın'ı takip edebilirsiniz.
Social PopUP by SumoMe