h Prof. Dr. Rehat Faikoğlu - TÜRKLERİN BİLİNMEYEN 'AYIBI' | Heykadın
 

Prof. Dr. Rehat Faikoğlu – TÜRKLERİN BİLİNMEYEN ‘AYIBI’

Paylaş
 

 

‘Şu bir kaşıcık yemeği de yemezsen ölü mü gör’ diyen, elinde yemek tabağı yemek masasının etrafında dört dönen, bir ev sahibesine yurdumuzdan başka hangi ülkede rastlarsınız? ‘Bir dirhem et, bin ayıp örter’ hangi ilkel kavimlere aittir, bir atasözüdür?

Benim güzel yurdumun güzel insanlarının bedenleri ayıplı mıdır ki? Türk atasözü olarak kabul etmiyorum. ‘Birazıcıktan bir şey olmaz’ diye ısrar eden, ‘benim hatırım için ye’ diyen bir bayan sadece Türk olabilir.

Sofra adabı ile övünen bizler değil miyiz?

Yemek sonrası ‘geviş getirecekmişiz’ gibi yiyen, dinimizce ‘israf haram’ diye tabağı sonunda ekmekle sıyıran, yemeğe ekmeği bandıran, bizden başka gelişmiş bir ülke var mıdır? (!)

Yemekli davetlerde dahi, gece yarılarına kadar oturan, biraz uyuklayıp tekrar doğrulup kilolarca meyve yiyen bizler değil miyiz?

Amannnn biz bize değil miyiz? ‘Lütfen rahat ol’ diye çekyatta misafirin arkasına köşe yastığı koyan bizlerden başkası mıdır?

‘Bir dilimle bir şey olmaz’ diye şeker hastası misafire ısrarla iki dilim baklava yedirmemize ne demeli? Ama haklılık göstergesi ev yapımı oluşudur. Yemek sonrası masanın bir ucunda oturmuş, yarının yemeği için taze fasulye ayıklayan ev sahibesinin oluşturduğu manzara görmeye değmez mi?

Bütün bunlar biz bize olmaktan yabancının olmamasından kaynaklanmaz mı?

Görgü ve bilgiçliğini göstermek için ‘nasıl olsa misafir itiraz edemez’ diye isimleri yanlış telaffuz ederek, olayları saptırarak, haber anlatan ev sahiplerinin sayılarını tahmin edersiniz herhalde…

Yarı uyuklar tarzda ayağa kalkıp tuvaleti soran misafire ne demeli? (Misafirlikte asla ev sahibinin tuvaleti kullanılmaz.) Bu durumda ev sahibesinin ‘bir dakika bir dakika’ diye tuvalete koşup, eksik gedik bakması son anda sizce nedir? Ayıptır değil mi?

Yan odaya çocuğunu uyutan misafire ne demeli? Niye yaparız bunları. Samimiyetten mi? Hayır, inanın cehaletten.

Misafirliğe kesinlikle davetten sonra icabet edilir. Yemekli misafirlikte dahi, yemek dahil en uzun bir – bir buçuk saat oturulur. Bazen ‘amannn geç oldu’ diye ev sahibinin ısrarına rağmen yatmaya kalmanın yorumu? Yatmaya kalmak asla olmamalıdır. Ne anne baba evinde ne de anne baba sizin evinizde. Çünkü ev yalnız iki kişiye aittir ve mabettir.

‘Ayyyy çocuklar ne güzel uyuyor; şimdi almayın yarın sabah alırsınız’ diyen ev sahibinin ısrarı ile çocukları bırakan misafirler. ‘Aaa aa olmaz, bizim çocuğumuz gece altına yapıyor’ diye çocuğunu ayıplı yapan, ama burada ‘çocuğunun ayıbını değil’ haklılığını; ‘babası da küçükken yaparmış’ diyen misafirler yok mu zannediyorsunuz.

Ya diş hakkına ne demeli? Geğirene kadar ye, eve dönerken de ‘diş payı’ diye hazırlanan yemeklerden paket de al. Bu iş güzarlık, bu tarifi mümkün olmayan bir tablo değil mi? Baştan hata değil mi?

Size ‘hiç geçiyorduk, uğradık’ deyip gelen misafirin hangi toplumlarda olduğunu düşündünüz mü? Üstüne üstlük bir de yemeğe kalan… Dahası var, ‘ne yemek var’ diye soran… Ya elinde, içindeki iğrenç o yemek tabağı ile sana yemen için ısrar eden ev sahibi…

Ben hep düşünürüm, o iğrenç, o ne olduğu belli olmayan, midemi ağzıma getiren yemeği yemek zorunda mıyım? Her şey yapmacık değil mi? Bu yüzden gülünç duruma düşmüyor muyuz?

Düşünsenize yolda, bir toplulukta misafirlikte karşılaştığınız kişinin, selamlaşmadan sonra size tüm aile bireylerinin hatırlarını tek tek sorması ne kadar gereksiz. Özelliği olan (hasta veya yurt dışında gibi) olanlar hariç. Sizce de ne gereği var? Var tabii ki, dedikodu yapacak.

Ya nezaketen ‘eşiniz nasıl’ diye sorduğunuzda karşınızdakinin kadın olsun, erkek olsun cevaben ‘EŞİMİZ de iyi’ demesine ne demeli? İnsanın dilinin ucuna gelmiyor mu ‘kaç kişinin eşi’ diye sormak. Hiç unutmuyorum; evime ziyaretime gelen hatırlı bir misafirime, evimde çalışan bayanın nezaket gösterisi zannedip, misafirime ‘kahveyi siz de hocam gibi SAHTE mi?  (sade mi? diyecek) içersiniz’ diye sorması… Misafirimin de ‘yok, ben gerçek içerim’ demesi ile benim mahcubiyetimi telafi için, çalışan bayanın Bulgaristan’dan yeni geldiğini, Türkçeyi iyi bilmediğini izah gibi gereksiz açıklamalarda bulunuşu mu?

Siz Türk toplumundan gayri hiçbir toplumda evinde misafir odası, misafir yemek takımı gibi gereksiz oluşumları olan bir toplum biliyor musunuz? Lütfen söyleyin…

 

 

Kalın sağlıcakla…

Prof. Dr. Rehat Faikoğlu / www.heykadin.com.tr

 

Close
HEYKADIN SOSYAL MEDYADA
Aşağıdaki sosyal medya ağlarından Heykadın'ı takip edebilirsiniz.
Social PopUP by SumoMe