Prof. Dr. Rehat Faikoğlu – TRT MÜZİK’TE NELER OLUYOR?

Paylaş
 

MÜZİĞİMİZ

 

İsyan etmiyorum ama ben radyomu istiyorum. Ben TRT’mi istiyorum. Yeter artık, güzel Türkçe duymak istiyorum. Ben dilimi çok seviyorum.

Dünyada 400 milyon insanın konuştuğu güzel Türkçe’min iğdiş edilmesi beni çok rahatsız ediyor ve çok üzüyor.

Güzel spikerlerimizin o güzel kafa sesleri ile konuştukları ve vurgularının yerli yerinde yapıldığı dilime neler olmuş? Etinden et koparılıyormuş, canından can alınıyormuş gibi konstipe insanların def-i hacet eylerken çıkardıkları sesleri, müzik yapıyorum şarkı söylüyorum diye insani olmayan sesleri duymak istemiyorum artık.

Hele o güzelim TRT müzik kanalına ne demeli?

Türk insanı bu kadar aşağılanamaz. Her şeyden önce sanatçı demek;  zarafet, nezaket dolu güzel insan demektir; duygulu zarif olmalıdır sanatçı. Hapishane kaçkını, insan azmanı, göbeğine kadar gömleği açık, göğsünün kılları çenesine değen çirkin mi çirkin, adamların sanatçı diye ekranlarda görünmesi beni çok rahatsız ediyor. Yataktan yeni kalkmış gibi yağlı saçlarla, rujunun lekesi çenesindeki gamzeye kadar inen, konuştuğu dilin Türkçe olduğunu zanneden bayan sanatçılara ne demeli?

Devlet radyo ve televizyonlarının görevi; ne olursa olsun halkın eğlenmesi için halkın sevdiği şarkıcıları ekrana çıkarmak mı? Yoksa halkı eğitmek mi? Bir bakın eski TRT sanatçılarına. Nota bilmeyen, usul bilmeyen,  konservatuvar mezunu olmayan sanatçılar ekranlarda görülebiliyor muydu?  Devletin görevi müzikle de olsa halkı eğitmektir. Her vatandaşın müzik hocasının karşısına geçip müzik dersi alması mümkün mü?

Bakın gelişmiş ülkelere. Devletin var olan bir kanalı sadece müzik yayını yapıyor. Yapıyor amma bu kanal reklam dahi almadan sadece çağdaş müzik yayını yapıyor. Bu programı eğitim amaçlı yapıyor.

Hani nerde kaldı, hiç olmazsa sadece Pazar günleri yayınlanan ve yarım saat de olsa görüntülenen o klasik müzik programlarımız? Halk beğeniyor, halk istiyor diye ne olduğu meçhul kişilerin ekranlarda sanatçı diye görünmeleri… Devletin kanalında olmamalı.

Halk istiyor diye küfür eden küfürbazları da devlet ekranına çıkaralım mı? Biz küfür etmeyi seven bir milletiz. Küfür kültür düzeyinin göstergesidir. Hatta toplum olarak kızdığımız kişilere sinkaflı küfür ederiz. Neden diye düşündünüz mü?  Beyindeki kızgınlık merkezi ile sex merkezi birbirine çok yakındır. Bu mesafe olgunlukla, inkişaf etmişlikle, kültürle birbirinden uzaklaşmaktadır. Bu nedenle gelişmesini tamamlamamış insanlar sinkaflı küfür ederler. Çünkü merkezler yakındır ve birbirini uyarır.

Biz değil miyiz? Toplum olarak küçük çocuklara yeni konuşmaya başladıklarında küfür etmelerini öğreten, severken pipini yerim diye seven, toplum değil miyiz? Bu neyin göstergesidir? Kültürün mü şakacılığın mı? Arabesk bir müziği sahiplenen biz değil miyiz? Adı bile Türkçe olmayan dünyada eşi benzeri olmayan bir müzik? Ama halk seviyor diyemezsiniz. Eğer halk seviyor diyorsanız o halk bu ucube müziği kendi müzik çalarında dinleyebilir. Devlet kanal ve radyolarından değil.

Biliyor musunuz toplum o ucube müziği neden seviyor? Çünkü o müzik halkı uyuşturuyor. Çünkü o müzik dinlenirken vücut endorfin ( içsel morfin) salgılar. O da insanı uyuşturur, rahatlatır. Hiç düşündünüz mü insanlar PARAMPARÇA türküsünü rahmetli MÜSLÜM babadan dinlerken jileti çeker ve bedenlerini jiletlerler ve hiç acı duymazlar.   Çünkü o sırada vücutlarında endorfin salgılanmaktadır. Kanlarındaki o sırada dolaşan endorfinin miktarını tahmin edemezsiniz.

Mümkün mü?

Konser bittikten sonra eve giderken veya evde o jileti vücutlarına değdirsinler.  Biliyor musunuz cumhuriyetin ilk yıllarında radyolardan arabesk müzik çalmak yasaklanmış. Zira bu müzikle bedenimiz uyuşuyor ve günlük verimimiz azalıyor. Bu nedenle yasaklanmış. Ne isabet edilmiş. Lütfen sabahları tavsiyem Trakya oyun havası ile uyanın ve güne oynayarak başlayın. Göreceksiniz o gününüz ne kadar verimli geçecek.

Atatürk ne kadar büyükmüş değil mi?

Biliyor musunuz klasik müzik bestekârı olmayan bir ülke henüz tam devlet olamamıştır. Bunun için Büyük Atatürk cumhuriyetin ilk yıllarında Avrupa’ya müzik eğitimi içinde gençleri göndermiştir. Oradan yetişmiştir Adnan Saygun’ lar, Cemal Reşit Rey’ler Zeki Üngör’ler. Ya bugün? Takdirinize bırakıyorum. Neden bizim Bethovenlerimiz,  Mozartlarımız yok?

Türk sanat müziğine ne demeli? Böyle müzik görülmüş müdür Bana göre Türk sanat müziği – kadın ve mezarlık-tır. Kavuşulamayan kadın ve sonunda ölüm… Hem de normal ölüm değil. Kara sevdadan veya ince hastalıktan ölüm. Lütfen şu şarkıların başlıklarına bakar mısınız?

Batsın Bu Dünya

Yıkılmadım Ayaktayım

Böyle Yaşamaktan Bıktım

Bir Teselli Ver

İnleyen Nağmeler

Allah Belanı Versin

 

Kalın sağlıcakla…

Prof. Dr. Rehat Faikoğlu / www.heykadin.com.tr

 

  • Site Yorum

Bir yorum bırak