h Prof. Dr. Rehat Faikoğlu - BU ÜLKEDE 6 SAATTE BİR YIKANIYORLAR | Heykadın
 

Prof. Dr. Rehat Faikoğlu – BU ÜLKEDE 6 SAATTE BİR YIKANIYORLAR

Paylaş
 

 

‘Günde kaç defa dişlerinizi fırçalarsınız?’ Sorusuna Kırklarelili teyze ‘sık sık’ deyince anketör öğrencim teyzenin yüzüne dikkatlice bakmış. Gördüğü tablo, tasvir ettiği gibi öğrencinin, hazindi.  Zira teyzenin ağzında hiç diş yokmuş. Teyze ağzına su alıp, çalkalamayı diş fırçalamak zannediyormuş.

2009 yılında Trakya Üniversitesi’nde iken sağlık öğrencileri ile yaptığım –KIRKLARELİ VE SU-başlıklı çalışmayı hemen hatırladım, ‘kişisel bakım’ deyince. Bu çalışmada 10 günde bir çamaşır değişenlerden, ‘haftada bir yıkanıyorum’ diyenlere kadar rastlamıştım.

Dahası var; Bir konuşmamda Türk ekonomisinde söz sahibi olan ön sırada oturan bir dinleyiciye, ‘siz hangi sıklıkla banyo yaparsınız’ diye sorma gafletinde bulundum, dinleyici; ‘hocam ben çok sık banyo yaparım, mesela haftada 2 defa’ dedi. Bu zat-ı muhterem ülkemizde ekonomide söz sahibi saygın, tahsilli, ekonomik şartları mükemmel, hayat standardı fevkalade olan bir kişi idi. O anda Amerikalıların Avrupalılara ne kadar haksızlık ettiğini düşündüm. Çok haksızdı Amerikalılar. Onlara hiç yakışmıyordu.

Avrupalılara siz ‘günde bir kere banyo yapıyorsunuz, siz pissiniz’ diye hakaret ediyorlar. Amerikalılar günde iki defa banyo yapıyorlardı eskiden… Ama şimdi 6 saatte bir yapıyorlar. İş yerlerinde işverenin hijyenik tuvaletler yanında duş kabinleri de bulundurmaları kanuni bir zaruret.

Lütfen ülkemizle kıyaslamayın. Bazen sokakta yürürken, ülkemin insanına bakınca çok üzülüyorum. Neden benim ülkemin insanı da sevecen, pırıl pırıl, enerji dolu TERTEMİZ değil. Birbirine karışmış saçı sakalı görünce, o yağlı, günlerdir yıkanmamış saçlara hiç tahammül edemiyorum. Teke gibi kokan, yanından geçince, insanın, yanından belediyenin çöp kamyonu geçiyor hissine kapılmasına sebep olan insanlar.

Ya o hiç fırçalanmayan sapsarı kanarya gibi görünen o dişlere ne demeli. O anda, o insanların evli olabileceğini düşünmek bile istemiyorum. Zira onların hanımları bu tablo karşısında o erkekleri yataklarına nasıl alıyorlar diye düşünüyorum.

Kadınlarımıza bakınca da onların bir bölümü içinde acaba bunlar evli mi diye düşünmüyor değilim. Hele hele o Çatalca-Çakıl lahanası gibi katmer katmer giyimli kadınlarımız. Deyimlerimiz ve atasözlerimiz bizim çok güzeldir.

Ne güzel demiş atasözümüz; bir erkek kişisel bakımını( banyo ve traş)sabah İŞİ akşam EŞİ için yapmalı. Bundan daha güzel bir deyiş düşünemiyorum. Ayni atasözünün kadınlarımız içinde geçerli olduğunu düşünüyorum. Ama bu atasözümüz bana =biz başkasına veririz talkımı kendimiz yutarız salkımı= deyişini hatırlatıyor.

Toplu taşıma araçları ile yaz aylarında hiç yolculuk yapmak istemezdim. Hoş olmayan kokularla yolculuk yapmak bana belediye hizmetlerinin iyi çalışmadığını düşündürürdü. Belediye hizmetleri araçların temizlik bakımlarını yapmıyor gibi geliyordu bana. Oysa değilmiş. Kişisel bakımı bilmeyen, kendisine saygısı olmayan kendisini sevmeyen tüm insanlar sanki bizim ülkemizde toplanmıştı.

Dini ile övünen bir millet olmamız daha acı değil mi? Hristiyan diye aşağıladığımız insanları düşünüyorum. Düşünüyorum da bizim bunu kompleksten yaptığımızı zannediyorum.

Camide ayak kokusunu duymamak ve çorabının kiri ile yırtık tabanını görmemek için nefesinizi tutup gözlerinizi kapadığınız oldu mu? Allah’ın huzuruna böyle mi çıkmalıyız. Pırıl pırıl, tertemiz, lavantalar, parfümler kokan Müslümanlar olarak Allah’ın huzuruna çıksak ne kadar güzel olur. Gerçek Müslümanlık inancın yanında bedeni temizlik değil midir?

Bana bir espiriyi çağrıştırdı bu tablomuz. Kötü kokulara karşı dayanıklılık yarışması yapılsa: Toplu taşıma araçlarında yolculuk yapan kötü kokan 3 kişiyi alsak; tamamen izole edilmiş bir çadırda kasım ayı tekesi( Teke erkek keçi. Bunlar kasım ayında aşırı testosteron salgısından dolayı çok kötü kokarlar) ile tek tek bıraksak; birinci ve ikinci kişiler 4-5 er dakika sonra kokuya dayanamayıp kendilerini dışarı atarlar. Amma ve lakin 3. kişi çadıra girince bir süre sonra teke kendini dışarı atar. Bu espriyi her kokan vatandaştan sonra hatırlarım.

Biliyor musunuz? Newyork’ta inen uçakta bir alman bir Japon birde Orta Asya ülkelerinden bir vatandaş ardarda gümrükte sıraya girmişler. Alman valizini açınca en üste 7 tane iç çamaşırını gören gümrük memuruna Amerika’da 7 gün kalacağını söylemiş ve geçmiş. Japon da 7 gün kalacağını bir takımda yedek demiş ve geçmiş. Orta Asyalı’ya gümrük memuru ‘5 yedek mi’ diye sorunca muzipçe, vatandaş ‘yok kurban, bir yıl kalacağım onun için 12 takım çamaşır aldım demiş.‘

 

Kalın sağlıcakla…

Prof. Dr. Rehat Faikoğlu / www.heykadin.com.tr

 

Close
HEYKADIN SOSYAL MEDYADA
Aşağıdaki sosyal medya ağlarından Heykadın'ı takip edebilirsiniz.
Social PopUP by SumoMe