h Memiş Hoca – CİNLER… | Heykadın
 

Memiş Hoca – CİNLER…

Paylaş
 

“CİNLER VAR MIDIR?”

 

Zaman zaman kendini bilmez bazı insanlar böyle bir soruyu ortaya atarlar.

İnançlı bir insanın böyle bir soru sorması mümkün müdür? Kuranı Kerim’in var dediği bir şey için “ Var mıdır, yok mudur ?” tartışması yapılabilir mi?

Bazı insanlar “Cinlere inanmam, hangi çağda yaşıyoruz?” diyerek tepki gösterirler. Ben o insanların tepkilerinde samimi olduklarına inanmıyorum. Böyle diyen pek çok insanın ne şekilde inandıklarını nasıl kapı kapı dolaştıklarını çok iyi biliyorum.

Bu tür insanlar ya kendilerini kandırıyorlar ya da sosyal statülerine toz kondurmak istemiyorlar. İnsanın başı fena halde derde girdiğinde nasıl ki, Allah’a içtenlikle yakarır, dua ederse, cinler hakkında ileri geri konuşanlar da bu belaya yakalandıklarında bambaşka bir tutum içerisine girerler. İnsanın tabiatıdır bu. Kuran’da bir kıssa anlatılır.

Denilir ki, azgın dalgalar gemiyi çalkaladığında halis bir şekilde Allah’a ellerini açarlar. Çünkü Allah’tan başka sığınacak herhangi bir merci yoktur o durumda. Deniz sükûnette kavuştuğunda da eski hallerine dönerler.

Allahü Tela bizi her hal ve durumda müminlerden eyler inşallah. Bu da bir sınav…

Kuran-ı Kerim’in 30’dan fazla ayetinde cinlerden bahsediliyor. Bunun için, bırakın cinlerin inkâr edilmesini. “Var mıdır, yok mudur?” diye sorulmasını bile hoş görmek mümkün değil.

İslam alimleri cinlerin varlığı üzerine çok şeyler söylemişlerdir. Alimler arasındaki ihtilaflar, cinlerin varlığı hakkında değil, mahiyyetleri hakkında ortaya çıkmıştır. Her alim kendi ilmince cinlerle ilgili bir takım mülahazalarda bulunmuşlardır. Ama cinlerin varlığını tartışan hiçbir zaman olmamıştır. Kuran var diyorsa, vardır. Ama nasıl vardır? Cinler ile insan varlıkları arasında nasıl bir ilişki söz konusudur? Cinler ve insanlar arasında bir sınır var mıdır? Bu sınırlar ihlal edildiğinde neler olur?

İnsan aklının ulaştığı seviyeyi biliyoruz. Elbette bu seviye durağan değil, yükselmeye devam ediyor. Peki cinler, insanlardaki gibi bir akla sahipler mi? Bu aklın ulaştığı seviye nedir? İnsanlar, cinlerin seviyelerini, kapasitelerini kavrayabilirler mi?

Evet madem ki dünyamızı ve yaşantımızı cinlerle paylaşıyoruz, o halde o alemin sakinleri ile ilgili bilmemiz gereken çok şeyler var demektir.

Cinler nedir? Nerededir? Cinlerle, temasımız var mı? Günlük yaşantımızda cinler, ne zaman, ve nerede bize daha yakın olurlar? Tabağımızdaki yemeğimizi bile bazen onlarla paylaştığımızı biliyor muyuz? Cinler nasıldır? Görünür mü, görünmez mi? Onlar için zaman, mekân ve sınır diye bir şey var mı?

Kaç yıl yaşarlar? Yemek yer su içerler mi? Nasıl ölürler?

Cinlerle evlenenler var mı? İyi Cin, kötü Cin diye bir şey var mı? Aile gibi mi, yoksa tek tek mi hayat sürerler.

Benim kaç Cinim var? Onlarla nasıl irtibat kuruyorum? Bu işi herkes yapabilir mi?

Kayıp eşyaları nasıl buluyorum?

Özal benim için ne dedi?

Dünyanın büyük istihbarat örgütleri cinleri nasıl kullanıyor? Bizim ülkemiz neden böyle bir şeyi yapmıyor gibi ve daha benim aklıma gelmeyip, sizin aklınıza gelen, sizin aklınıza gelmeyip bir başkasının aklına gelen bunlara benzer yüzlerce soru…

Bütün bunları bir bir anlatmaya çalışacağım.

Zaman zaman yüreğiniz kalkacak, içiniz ürperecek ama okuyunca çok şey öğreneceksiniz.

Cinlerin varlığı ve hayat şartlan ile ilgili birbirinden enteresan önemli bilgiler… Onların hayatı algılayış ve yaşayış şartları… İnsanlarla diyalog kurdukları frekanslar ve insanların bu frekanslara yakalanma, düşme yollan…

Bütün bunları ve yüce Allah’ın Kur’ân-ı Kerimde biz kullarına cinleri nasıl anlattığını göreceksiniz.

Cinler alemiyle alakalı, şüphesiz bir çok eser yazılmış. Konuyla alakalı, ilgili ilgisiz bir çok kişi kendilerinin cinler alemiyle ilişkileri olduğunu, çıkar temini amacıyla, ünlü olma düşüncesiyle kamuoyu gündeminde yer tutmak istekleri aşikardır.

İnsanın yapısı hakkında her geçen gün yeni şeyler öğreniyoruz. Bilgi bir yerde durmuyor, donmuyor. İnsanın şifreleri üzerine çalışmalar yapılıyor. Batı ülkelerindeki üniversitelerde “Spirutualizm”, “Ezoterizm” olarak kürsülerde ele alınıyor. Ondan öncede, insanın medeniyetlenmesiyle birlikte, binlerce yıldır üzerinde konuşulan konulardır bunlar.

İslam tarihinde, buna “İlm-i Ledun” denmiş, yüzlerce eser verilmiştir. Şunu da hatırlatmalıyız ki, halk arasında, büyücü, falcı diye nitelenen çoğu çıkarcı, kimi hasta ve zavallı insanların, İlm-i Ledun’le alakaları olamaz. Ümit ediyorum ki, İlm-i Ledün, üniversitelerimizde araştırma konusu olur, kürsüler kurulur. Böylece bu önemli ilim, cahil cühelanın elinde kalmaz.

Cinlerle ilgili çok önemli şeyler öğreneceksiniz, ufkunuz genişleyecek, dünyanız aydınlanacak.

Bunca yıldır bütün noktalarını didik didik ettiğim bu alemin bütün sırlarını sizlerle paylaşarak bi kısmını anlatacağım.

Hayatın belli bir döneminde böyle önemli bir görev üzerimize düşmüş ise ve Cenâb-ı Hak’ta bu görevi yapmayı nasip ediyorsa bize düşen bu görevi en güzel şekilde yapmak olmalıdır.

Ben olaya böyle bakıyorum bu yüzden bütün samimiyetimle bütün bilgilerimi paylaşıyorum. Rabbim bizi bildiklerini en güzel şekilde anlatan ve yaşayan, sizleri de okuduklarından istifade eden kullarından eylesin.

Ben devamlı şu duaları yaparım. Hepinize de tavsiye ediyorum:

“Yarabbi beni ve bütün insanları cinleri, mahlûkatı, tabiatı, gözle görülen ve görülmeyen tüm varlıkları yoktan sen var ettin. Beni de dünyanın geçici yok olmaya mahkûm güzelliklerine aldanıp da seni unutanlardan olmaktan muhafaza et, gözlerime aydınlık gönlüme huzur ver, sürpriz lütuflarınla beni ve tüm insanları muhtaç kullarını sevindir, dert ve kederlerimizi gider, tüm insanları her türlü musibet ve belalardan koru, kalplerimize seni delicesine sevme duygusu ver.”

Allah kabul eder inşallah.

Şimdiden hayır dualarınızı bekliyorum.

 

Mehmet Memiş – / www.heykadin.com

 

Close
HEYKADIN SOSYAL MEDYADA
Aşağıdaki sosyal medya ağlarından Heykadın'ı takip edebilirsiniz.
Social PopUP by SumoMe