h Beyza Yanık KASIM AYININ BİLİNMEYEN SIRRI | Heykadın
 

KASIM AYININ BİLİNMEYEN SIRRI

Paylaş
 

KUM BİRİKİNTİSİ; KASIM

Kasım ne tuhaftır bu kelime. Ne kadar çok çağrışımı var zihinde. Bir anlığına düşünün aklınıza başka hiçbir şey gelmeden. Çok fazla şey birbirini kovaladı belleğinizde değil mi? Bazılarımızda gri gökyüzünü bazılarımızda ise lacivert dalgaları getirdi akla. Ha belki de bazılarımız direk adını verdiğimiz ayı düşündü ve dedi ki eskiden sonbahardı şimdi kış anlamadık ki… Ben de öyle düşündüm Kasımı bu sefer sanki hüzünleri içinde saklıyor bu mahzen. Ekimden sonra aralıktan önce…

Havası karanlıktır, kasvetlidir bu ayın adeta boğar insanı. Nefes alamıyorum zannedersiniz. Eylül de Ekim de sonbahardır ama onların güneşi daha fazladır o yüzden ağlatmaz bizi. Ya Kasımın güneşi… İşte o başkadır. Yine durur her zaman ki yerinde ama bu defa sanki bizi üşütmek için vardır orada.

Dışarı çıkmak istemezsin ki… Sımsıkı sarılırsın battaniyene e tabi bir de elinde ki kahvene. Sabah ekmek almak için yolda yürürken kızılca yapraklar dolanır ayaklarına her birinin üstü de hafifte ıslaktır. Gece yağmur yağmış dersin. Eğer öğrenciysen zaten vize ayıdır Kasım. Biraz da sorumluluk sahibiysen daha şimdiden kasılmaya başlamışsındır ha yok değilsen artık rahat rahat gezemeyeceğin için sinir oluyorsundur kesin. Hava soğuk çünkü.

Eğer çalışıyorsan artık öğle yemeklerini iş yerine söylersin ve içindeki seste sana yalnız yemek yemek istediğini söyler. Fark etmeden bilgisayara daha çok odaklanırsın. Dışarısı karanlıktır ya ondan. Simitçiler çok üzülürler. Neden mi? E kış gelmiştir artık ve gevrekler çıtırdamayacaktır 4 ay daha. Sokaktakilerde nemli nemli almak istemeyecektir onları. Sonra durum çok daha kötü…

Ya sokak çocukları

Onlar çoktan tenekeler toplayıp odun biriktirmişlerdir bile. Ama ayakkabıları hala yazlık…

Pazarcılar için de durum hiç iç açıcı değil ki… Nasıl saklanacak onca sebze meyve donmadan ya da nasıl satılacak hepsi yazki gibi müşteri gelir mi? Yok ne gezeer.

Şoförler de var tabi hem en masraflı hem de en az yolcu demektir yaza kadar. Ama döngü işte sanayi işçisi de daha çok kazanmaya başlayacak parça tamiri sayesinde.

Pastaneciler içinse sanki çok fazla bir şey değişmedi ha ne dersiniz? Raflardan limonatayı kaldırmışlardır çünkü tahtın geçici varisi salep çıkmıştır. Boza ise vitrine yerleştirilmiştir.

Esnaflardan sonra bir de yazarlar ve şairler var tabi ki…

Bu hüzne bu kasvete dayanılır mı? Onlar da en fazla bu ayda yazıyorlarmış.

Çünkü hazan mevsimi Kasım. Edebiyata en fazla esin kaynağı olan ay Kasım. Öyle değil mi ama? İçi acıdıkça eline kalemi almıyor mu insan? En çok ağlamak istediğimizde ya da ağlarken yazmıyor muyuz? Sanırım ben evet cevabı geleceğini bilerek sıraladım bu soruları.

Tezer Özlü‘ye göre ‘Ölme AyıKasım. Benim de yazımda ayan beyan ortada olduğu gibi ben de öyle düşündüm ve araştırdım. En çok intihar kesin Kasımdadır dedim ama yok değilmiş. Güzelim yaz başlangıcı Mayıstaymış. En çok ayrılık ve ecel ile ölüm Kasımdaymış.

O kadar Kasım Kasım dedim de sanmayın ki Tual‘in Yine Aylardan Kasım dizilerini unuttum hayır hayır ne o dizeleri ne de Sweet November‘i unuttum. Hatta yazarken dinledim bile. Kasım da geldi ki artık radyolarda da bol bol duyarız zaten.

Bu yazıyı ilk okuduğum zaman tam 1 sene önceki Kasım‘dı. Şimdi düşünüyorum da o zaman okurken yazıda geçen battaniyeye sanki zihnimde sarılmış, kahvenin beni ısıtmasına izin vermişim. Şimdiki okuyuşumda içim daha bir üşüdü; sanki bu Kasım biraz daha ‘yalnız‘, daha bir ‘kış’ öncekilere göre. Ama karsız kış, ayaz ayaz eseninden.

Havasının karla soğuğunu kırmasına izin vermeyen bir kış. Bu yazı belki bir atıf, belki bir hediye, belki bir teşekkür, belki de bir özlem. E şıkkı; HEPSİ. Bu yazının kaleminin sahibi Zülal Yılmaz, o Kasım’ı şimdi Erasmus yaparken Temmuz tadında yaşıyor olsa da bizden çok uzakta, biz meşhur ‘Angara Ayazı‘nda tam olarak içimizin yapraklarını döktük.

Belki saatlerimizle sürekli oynadığımızdandır bilmiyorum, zaman ağır aksak geçti, içindeyken çok hızlı takvime bakınca hep aynı yerinde sayan. Yaz özlemimizi gidermek istercesine kışlık montlara geçmedik biz, elbiselerimizi rafa kaldırmadık, sanki kışa uğramadan bir tur daha yaza dönecekmişizcesine yaşarken Kasım‘ı sınavlarla boğuştuk ve ben en yakın aile büyüklerimin hepsini Kasım‘da kaybettiğimi farkedince Kasım‘ın Kasım olduğu idrak ettim.

Ve tam Kasım biterken sizinle bu yazıyı paylaşmak istedim.

Pencereden bakınca ufak kar tanelerinin gözünüzü gönlünüzü ısıttığı, sıcacık evinizde kestane yerken de tadınızı damağınızı ısıttığı güzel bir kış geçirmeniz dileğiyle…

 

Sevgilerimle

Beyza Yanık / www.heykadin.com

Hukukçu

 

Close
HEYKADIN SOSYAL MEDYADA
Aşağıdaki sosyal medya ağlarından Heykadın'ı takip edebilirsiniz.
Social PopUP by SumoMe