h Beyza Yanık CÜBBE ADINA | Heykadın
 

Beyza Yanık – CÜBBE ADINA

Paylaş
 

 

“İnsan bir şeyi yapmak istediğinde mutlaka bir yolunu bulur, yapmak istemediğindeyse bahanesini” sözüne şiddetle inananlardanım. O yüzden şimdi size uzun zamandır yazamadım çünkü ağır ve zor bir sınav döneminden geçtim desem de inanmayın. Bir süre durmaya ihtiyacım vardı. Kendini yetersiz görmek bir yana, yazma ekseninin çeperini genişletmek amacıyla en dibe gitmek gerek diye düşündüm. Ve düşünmek için de ‘zaman’a ihtiyaç olduğunu. Okun en uzağa atılması için en geriye kadar gerilmesi gerektiği gibi. En yükseğe sıçramak için en derine batmak gerektiği gibi. Ve fakat ‘yazmak’ ne derin bir tutkuymuş.

Ne yazık ki, bu süreçte Türkiye çok kötü günler yaşadı. Elektriklerin tüm yurtta kesildiği gün, en önemli sınavlarımdan birine gidiyordum ve metro çalışmayıp; sınava zar zor yetiştiğimde her gün sınırsızca kullanabildiğimiz birçok kolaylığın, aslında basitçe nasıl birden tepetaklak olabildiğini gördüm. O gün çok acı bir haber aldık ki hala kendime gelemedim.

Bu ülkenin bir ‘savcı’sı şehit edildi. Benim meslektaşım, iki evlat babası ve mesleğinin adının naşında ‘Cumhuriyet’ geçen belki de tek rütbe, hepsinden de önemlisi bir can alındı. O gün hepimiz internetten, televizyondan, haberlerden şehit savcımız Mehmet Selim Kiraz‘la ilgili her gelişmeyi adım adım takip ettik kurtulması için dualar ederek. Adaletin temsilcisi, en adaletsiz şekilde katledildi. Bir Cumhuriyet Savcısı rehin alındı. Yani Cumhuriyetimiz rehin alındı. Bir Cumhuriyet Savcısına o esnada ne muameleler yapıldı, yani Cumhuriyetimize hakaret edildi. Bir Cumhuriyet Savcısı şehit edildi, yani tüm ülkemize, Cumhuriyetimize, adaletimize leke sürüldü.

Bir baba şehit edildi, benim ailem benim için endişelendi; bense her zaman o cübbeye yakışır ve ‘onun için çalışacağım’ kaygısının ağırlığıyla tanıştım.

Cübbe ki anlamı zaten büyüktür ama bende yeri ayrı bir yücedir. Hukuk bölümü okumuyor olsaydım da bu mesleğin saygınlığını kıyas etmez, önünde eğilirdim.

Bu acı olaydan sonra avukatların adliyeye aranarak girmesi konusu mevzu bahis olsa da, nihayetinde bu konuda da olması gereken mutabakata varıldı. Ben şimdiye kadar adliyeye birkaç kez gittim, dava izlemek için. Gelecekteki işyerim olması sebebiyle olsa gerek, şöyle bir alıcı gözle baktım 🙂

Kendimi bir dava peşinde koştururken hayal ettim adliye koridorlarında. Orası benim sadece işyerim değil, evim olacaktı. Her gün kendi işinize aranarak girmek ister miydiniz? Bir doktorun hastaneye girerken, bir öğretmenin okula girerken aranması düşünülebilir mi?

Sözleşmelerde bile güven ilkesi esasına göre hareket eden hukukumuza bu durum yakışmazdı. Tıpkı hakim-savcılarda olduğu gibi avukatlarda da arama yapılmaması kararı eşitliği de bozmamış oldu. Çünkü hakim-savcılarda aynı avukatlar gibi hukukçudur. Birbirlerine hiçbir üstünlükleri olmayıp meslektaşlardır. Ve benim cübbeye saygım sonsuzdur.

Sevgi ve esenlikle ha bir de hukuk ve adaletle kalın.

 

Sevgilerimle

Beyza Yanık / www.heykadin.com

Hukukçu

Close
HEYKADIN SOSYAL MEDYADA
Aşağıdaki sosyal medya ağlarından Heykadın'ı takip edebilirsiniz.
Social PopUP by SumoMe