h BEN BU KIZI İSTEMEM | Heykadın
 

BEN BU KIZI İSTEMEM

Paylaş
 

Gençlik yıllarında Rumelilerin yavuklusu olmasın mümkün değildir. Kızlı erkekli durum fark etmez. Görücü usulü evlilikler çok nadirdir. Eğer bir kız ailesinden istendi de verilmedi ise kızın muhakkak yavuklusu vardır.

Yavuklunun varlığı bilinirse zaten o kız istenmezdi. İstisnalar yok mu idi? Tabi ki vardı. Zenginlik veya oğlan tarafının nüfuslu oluşu yavuklu olmadan istenme sebebidir.

Oğlan tarafının traktörü var ise, birazda tarla mevcut ise o varlıklı demektir Batı Trakya’da. Ana Vatan Türkiye’ye aileden yakınlarını ziyarete giden varsa o aile nüfuslu sayılırdı. Zaten verilmez ise kız istenme olayından kısa bir süre sonra yavuklusuna kaçardı. Kaçıp ta hiç ailesi tarafından geri alınan kız bilmiyorum.

Kaçma ve kaçırma olayları benim çok hoşuma giderdi. Rahmetli babaannemle otururduk biz. Babaannem de sülalenin en büyüğü ve en saygını idi. Bu nedenle önemli konular hep bizim evde konuşulur ve görüşülürdü.

Kız kaçıran da kızı evvela bize getirirdi. Bir gece bizde kalırlar, sabahı babamın ve babaannemin öncülüğünde müftülüğe gidilir, nikâh kıyılır, sonra oğlanın evine gidilirdi. Bizim sülalede Allah’ın emri ile evlenen çok azdır.

Kız kaçırma olayında rahmetli babacım bir hayli maharetli idi. Kimleri kaçırmadı ki. Amcamın oğullarının ikisinin çöp çatanı ve kızı kaçıran babamdı. Kız kaçırılınca ailesi tarafından gelip sormak adettendi. Kızımız burada mı? diye.

Hatırlıyorum kızla oğlan bizim eve gelince derhal kapılar kapanır, kapı arkalarına dayaklar konur, ve evin etrafına gözcüler dikilirdi. Amca oğlu Nusret sabaha kadar güvenlik müdürü gibi kapının önünden ayrılmazdı. Ayrılmazdı ama onu kapının önünde gören kız yakınları anlarlardı ki kızları bizim evde. Kız yakınlarından daha çok kızın dayıları veya amcaları gelir sorarlardı.

Asla eve alınmaz, duvar üzerinden, eğer iyi niyetle sorulduğu anlaşılırsa gelenlerin, evet emanetiniz güvencede denir ve soranlar gönderilirdi. Pek gönüllü kaçmamış ise kız, yakınlarına hiç yüz verilmez emanetiniz bizde yok denirdi. Ola ki kız beni kurtarın diye bağırırsa duymasınlar diye.

Hiç unutmam halamın büyük oğlu( zaten biraz tuhaftı) Özer dayım Miyzanlı’dan hanımını kaçırıp bize gelmişti. Acele bütün tedbirler alındı. Halam ve ailesi kızı istemiyorlardı. Neden mi? Kız çoban hisinin( Hüseyin’in) kızı imiş. Onlar ise Resim ağanın torunları(!)Onun tedirginliği de vardı.

Evde soğuk bir hava esiyordu. Bir süre sonra adetten de olsa kız ağlayacağına bizim dayı başlamasın mı ağlamaya!!!! Ben pişman oldum. Bu kızı istemiyorum. Anam babam istemiyorlar bu kızı. Hem ailesinden kimse gelip sormadılar hala diyordu da başka bir şey demiyordu.

Babam iknaya çalışıyor mümkün olmuyordu. Döşekçi Haşim amca karısı gelmiş bütün hazırlıklar yapılıyordu. Ama dayı ikna edilemiyordu. Gizlice köyümüzün kontenjan öğretmeni Ziya hocanın hanımı Müzeyyen Hanım davet edildi belki dayıyı o ikna eder diye. Ama nafile dayı laf dinlemiyor da dinlemiyor, ben bu kızı istemiyorum diyordu.

Ailenin en büyük erkeği rahmetli amcam olayı duymuş derhal olaya vaziyet etti ve: dayının yakasına yapışarak çok sert bir ses tonu ile seni gebertirim, kaçırırken nereye bakıyordu gözlerin? Bu kızda bir ana baba kuzusu, evleneceksin bu kızla deyip gitti.

İyi gürlemişti amcam. Dayı sesini kesmişti. Derhal Haşim amca karısı hazırlıklara başladı. Haşim amca karısının görevi yeni gelin yatağı yapmak, her türlü hazırlıkları tamamlamak ve sabaha kadar ne olduğunu veya olmadığını görmek için kapını önünde beklemek ve aile efradına kanlı veya temiz bezi göstererek görevini tamamlamaktı.

Bizim damat adayı amcamdan korkuya hiç sesini çıkarmamış fakat geline de bütün gece hiç dokunmamıştı. Bez tertemizmiş. Fakat sabahı babaannem gereğini düşündü ve dedi ki: Olabilir şimdilik bizim kızan bağlanmış olabilir, çünkü kısmetleri çoktu, sonradan açılır, nikâh kıyılacak.

Evet, sabah ilk pulmanla İskeçe’ye gidildi ve nikâh kıyıldı. Halalar bir hafta hiçbir şey olmamış yeni evlileri, evlerine almadılar. Bizim evde kaldılar. Sonra hatırlı kişilerin araya girmesiyle kendi evlerine gittiler.

Samimiyetimle itiraf edeyim tamamen dayının şapşallığı: Bir hafta evvel kızın gizlice gönderdiği bohçasını almış hazırlıklar yapılmış, sonradan istememde istemem. Zaten bir ömür hiç mutlu olmadılar.

 

Kalın sağlıcakla…

Prof. Dr. Rehat Faikoğlu

www.heykadin.com.tr

 

Close
HEYKADIN SOSYAL MEDYADA
Aşağıdaki sosyal medya ağlarından Heykadın'ı takip edebilirsiniz.
Social PopUP by SumoMe