h Ayça Akın - ERKEKLERİ APTALA ÇEVİRDİK | Heykadın
 

Ayça Akın – ERKEKLERİ APTALA ÇEVİRDİK

Paylaş
 

Hadi biz kadınlar bu erkeklerden çok çekiyoruz, peki bu erkeklerin bizden çektikleri nedir?

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla keyifli bir sohbetteyiz. İlişkisinde mutlu olup olmadığını sordum. Aslında mesleğim icabı alacağım cevabı biliyordum ama maksat muhabbet olsun sordum işte. Soruyu sormam ile birlikte karşımda ki kişi gitti, bayan ego karşıma geçti.

Çiftimiz ayrılık süreci yaşadıktan sonra esas oğlanımız, esas kızımızı kaybetmemek için kolları sıvamış. Tabi esas kızımızın ego tavan ve kızımız naza çekme evresinde. Beklediğim o cümle çok geçmeden geldi tabi,

“ERKEK O, TABİKİ YAPACAK”

Hmmm..

Ortada bir hata varsa elbette ki karşı tarafa bunu uygun dil ve davranışlarla farkettirmeli. Bunda sıkıntı yok. İyi, güzelde, esas oğlanımızın bu çabalarını ego tatmini olarak kullanıp çeşitli stratejiler içine girmek niye?

Erkeklerin duygusuzluğundan, odunluğundan dert yanan, şikayet eden biz, karşımızda kendisini affettirmeye çalışan adam – ki affettirme çabası duygusallıktan gelir – bir erkek olduğunda da “erkek o, tabiki yapacak” deyip kırk bin türlü burun sürttürme entrikalarına giren yine biziz.

Napsın bu erkekler şimdi?

Gerek toplum, gerekse ailelerimizn dayatmaları, öğretilmişliklerimiz maalesef hayatın her alanında karşımıza çıkıyor.

Mesela; ERKEKLER AĞLAMAZ – MIŞ.

Sebep? Doğarken kız ya da erkek olsun gözlerimizi ilk açtığımızda hepimiz ağlamadık mı? Ağladık.

Sonra ne oldu da “erkekler ağlamaz” oldu?

Ben söyleyeyim; birileri bir şeylere şekil verdi, rol biçti.

“Sen erkeksin, böcekleri sen öldüreceksin, bozuk musluğu sen tamir edeceksin, faturaları sen gidip yatıracaksın, yemek yapmak falan senin işin değil.” vb. “Sen kadınsın, erkeklerin burnundan getireceksin, naza çekeceksin, , hemen affetmeyeceksin,  sürünsün ki kıymetini anlasın” vb.

UPPPSSSS, altta kalanın canı çıksın. Duygusal erkek istiyoruz ama duygularını belli eden erkeğinde burnundan getiriyoruz.

Karşımızda ki erkek ağladığında “ayyyy, ne biçim erkek bu, karı gibi ağlıyor” ya da “ ne zayıf erkekmişsin sen” diyerek duygularını yaşayıp, duygusallaşmalarına izin vermiyoruz ama duygusal olmalarını bekliyoruz.

Bizi ağlarken bizi anlasınlar istiyoruz ama aynı zamanda zayıf olmamalarını istiyoruz. Bizi anlasınlar istiyoruz ama karşımızda ki erkek bizi anladığında, anlayışla yaklaştığında sıkıcı buluyor, ilişkinin monotonlaştığını düşünüyoruz.

Tartıştığımızda hepimiz deli gibi telefon başında aramalarını bekliyoruz, aradıklarında ise telefonları açmıyoruz. (Kıymetimizi anlamaları gerek) Bizden vazgeçmesinler istiyoruz ama peşimizden koştuklarında da “ayyy amma yapıştı bu da yaa” diyoruz.

Sahiplensinler, koruyup kollasınlar istiyoruz, bizi şımartsınlar istiyoruz ama onlar bunları beklediğinde “ben senin anne değilim, seni annen iyi  poh pohlamış” diyoruz. “Kendini bir şey sanar” kafasıyla beklenmedik anlarda, nedensiz,  dört – beş tane güzel cümleyi mail kutularına göndermiyor ama onların bizi şaşırtıcı sürprizler yapmalarını bekliyoruz.

KABUL EDELİM, ERKEKLERİ BİZ APTALA ÇEVİRDİK sonrada onları odun, öküz, duygusuz ilan ettik.

Duygu ve hissetmek nedir bilir misiniz?

Duygu ve hissetmek, kendini anlamaktır aslında.

Biz onlara kendilerini anlama fırsatı vermeden onlardan bizi anlamalarını bekliyoruz.

“Erkekler ağlamaz, ağlayan erkek zayıftır” diyoruz, biz ağladığımızda bizi anlamalarını bekliyoruz.

Yakıştırdığımız sıfatlar ya da biçilen roller yüzünden kendi duygularını yaşamalarına izin vermiyoruz. ama bizim duygularımızı anlasınlar istiyoruz.

Bana gelince; bence tüm duygularını dışa vurabilen erkek zayıf değil, en güçlü erkektir. Çünkü hissediyor demektir, hissetmek kendini tanımaktır, bu da en büyük güçtür.

 

Sevgilerimle

Ayça Akın / www.heykadin.com.tr

Danışman – Yazar

 

Close
HEYKADIN SOSYAL MEDYADA
Aşağıdaki sosyal medya ağlarından Heykadın'ı takip edebilirsiniz.
Social PopUP by SumoMe