h Dizilerdeki büyük yalan! | Heykadın
 

Ayça AKIN – DİZİLERDEKİ BÜYÜK YALAN (!)

Paylaş
 

Kimi dinlesem toplum bireylerinin bozulduğundan şikâyet ediyor. Hak veriyorum. İnsanlarda “ben yaptım” oldu mantığı hâkim. Ergenlik çağındaki gençlerimiz birçoğu büyüğe saygıdan yoksunlaşmış, yardımlaşma gibi olgulardan bir haber. İkili ilişkilere baktığımızda durum daha da vahim…

Şahsen ben toplum bireylerinin bazı olgu ve değerlerden bu denli uzaklaşmasında medyanın büyük rolü olduğunu düşünüyorum.

Medya, algı yönetimi hususunda büyük role sahip… Hipnoz ediliyoruz bir anlamda. Ekranda yansıtılan dünyayı gerçek sanıyor, inanıyor ve ardından kendimizi özenme ya da kıyaslama içinde buluyoruz.

Demek ki böyle hayatlar var, benim neden böyle bir hayatım yok? Soruları üçüşüyor zihnimize.

Allah aşkına, hemen hemen her dizide şahit olduğumuz ailece yenilen akşam yemeklerinin protokol bir davete gider gibi yenilmesi gerçekte ne kadar sıklıkla şahit olduğumuz ya da kaçımızın yaptığı bir şeydir? Hangi dizide kaç tane gariban sofrası gördüğünüzü sorabilir miyim?

Hadi sen, ben, belli bir yaşa gelmiş insanlar bunların ayrımını yapabilir. Çünkü hayatın gerçek yüzünü görmüş ve öğrenmiştir. Peki,  ya öğrenme çağında olan gençlerimiz ne kadar başarılı olabilir bu ayrımı yapmakta?

Bir insan, karakterini, kişiliğini kazanmaya çalışırken aileden ve de dış faktörlerden öğrendiklerini, gördüklerini harmanlayarak kendini şekillendirir.

Magazin programları ve evlilik programları akla zarar.

Kim ne giymiş bana ne?

Kimin ne giymiş olduğu bu topluma ne katıyor? Sadece özendirmekten öteye gitmiyor.

Şahit olduğumuz bayağılıklar, ekran önünde yapılan kavgalar ise anlamsız bir cesaret aşılıyor.

Bu toplumun çoğu jet sosyete dediğimiz kesimden değil. Asgari ücretle aile geçindirmeye çalışan insanlarımız çoğunluktayken yeni yetme bir şarkıcının – sanatçı demiyorum, diyemiyorum çünkü, hangi gece kulübünde gezip tozduğu, Bodrum gecelerinde kimlerle yakalandığı bu topluma zarardan başka ne katar? Kim, kiminle nerede eğlenmiş bana ne?

Evlilik programları resmen ilişkileri ticaret olayına çevirdi. Artık bir ilişkiye başlarken daha doğrusu insanlar hayatlarına özel birini sokmaya karar verdiklerinde bu kararları maaşına göre şekil alır oldu.

Ruh eşini bulmak önemli değil, maaşın tatmin edici ise sorun yok. Hele ki evin, araban vb. varsa tamamdır, ruh eşini buldun.

Değerlerimiz zedelendi.

Ben anne ve babamın dönemine ve 31 yıllık evliliklerine baktıklarımda bu farkı daha net görüyorum. İlkokul yıllarımda babaanneme kalmaya giderdim hafta sonları. Akşamları tek eğlencemiz babaannemin ocak üstünde, saç bir alette yaptığı patlamış mısır ve radyo idi. Bir de sıcak – soğuk oyunu vardı. Bir eşyayı saklar sonrada bulmak için seçilen kişi kimse eşyanın saklandığı yere yaklaştıkça sıcak, uzaklaştıkça soğuk diye bağırırdık. TV vardı elbette ama bu kadar çeşit program yoktu, zaten gece 24.00 ‘den sonra da yayın yoktu. Dolayısıyla bireylerin birbirleriyle sohbet etmekten başka şansı yoktu. Sohbete daha çok zaman ayrılırdı.

O yıllara dönelim demiyorum ama şu an izlediklerimizin, bize yansıtılanın da bireyleri zedelediğini söylüyorum.

İnsanlara sunulanlara dikkat etmeli. Elbette medya üzerinde birey olarak gücümüz yok ama bize yansıtılan balon dünyalara kapılıp değerlerimizi yitirmek ya da yitirmemek, işte o bizim irademizde olan bir şey.

 

Sevgilerimle

Ayça Akın / www.heykadin.com.tr

Danışman – Yazar

 

Close
HEYKADIN SOSYAL MEDYADA
Aşağıdaki sosyal medya ağlarından Heykadın'ı takip edebilirsiniz.
Social PopUP by SumoMe